Kendi Hakkında Ne Biliyorsun?

En iyisini bulabilmek için, insanların çeşitli uğraşlarını bir süre inceledim ve başkalarının işleri hakkında bir şey söyleme yerine, kendi işimle ilgilenmenin en iyisi olduğunu anladım, yani tüm yaşamımda mantığımı geliştirmeye ve kendi yöntemimle gerçeğin bilgisine olduğunca çabuk bir biçimde ulaşmaya çalışmaktan daha iyisini bulamadım.

Descartes gibi ben de uygulamaya çalıştığım bu yöntemle önemli bir şey keşfettim. Ruhumu dolduran bu sevinçle her şey önemsiz kaldı.

Kendini tanıma sorununun çözümünde, Descartes’in bilimlerine uyguladığı kuşkuculuğu kullanabiliriz. Bütün değerlerimizi önce yok sayarak işe başlamalıyız. Kişisel değer saydığımız şeylerin, toplumun baskısıyla edinilmiş sahte nitelikler olabileceğini de hiç bir zaman akıldan çıkarmamalıyız.

Ben, Yasemin Emre

Ankara doğumluyum. Atam‘ın şehrinden birçok anıya sahibim.

19 yaşında çalışma hayatına başladım. Çeşitli firmalarda görev aldım. Hepsi benim için birer okul, deneyimdi.

Unutmadan, “Para” yalnızca sunulan hizmetlerin bir ödülüdür.

Ayrıca, gerçek bereket kaynağının, kendimizi sessizce fethetmek olduğunu anladım.

Hayatın bir peri masalı olmadığını, kavradığım gün, aniden uyandım.

Aksilikler pek çok biçimde oluşur. Sağlığınızı, ilişkilerinizi, finansal güvenliğinizi, kariyerinizi, işinizi tehdit eder.

2015 yılında sağlığımla beraber her şeyi kaybettiğimde, “Hayatın kısa, kuşlarında uçtuğunu gördüm.”

Her şeyi kaybeden olarak yaşadıklarım “Ben Kimim?“sorusunu açıklamıyordu. Hepsi katmanlardan oluşan madde dünyasına ait birer kabuktu. Farkındalıkla kabuğu geride bıraktım.

Bir kelebeğin kozasından çıkma metaforu gibi…

Aynı genlere sahip olan bizler de kendimizdeki muhteşem değişime şahit olabiliriz.

Gezegen değişiyor…

Hayat değişiyor. Sizin hayatınız da, hazır olsanız da olmasanız da, değişmek zorunda. Değişime karşı koyamayız.

Değiştirilebilecek olan tek şey ancak sizin değişimle olan ilişkiniz, onu kavrayışınız ve onun sizi nasıl değiştireceğinin farkında olmanızdır.

Hayatın bir amacı bir anlamı olmalıydı. Kendiniz hakkında ne kadar çok şey öğrenirseniz, gerçek amacınızın ne olduğunu ve nasıl yaşamak istediğinizi; hayatınız o kadar güzel akacaktır.

Hayatınız kendiliğinden oluşmuyor. Her seçim sizleri bir yere ulaştırıyor. Zincirin ucunda bir düğüm gördüğünüzde, bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Kriz!

Bu sürede, gerçekleşen değişimi, fark etmelisiniz. Değişimin de farkındalığına varmak İçin birine ihtiyaç vardı. Kendimin…

Akışkanlıklarınız geleceğinizin gelişiminde önemli rol oynar. Alışkanlıkları gözden geçirip, yarayanları disiplinle, çalışarak kazanmak gerekir. Bırakılan ip uçlarını takip edin.

“Sadece ölüler mükemmeldir. Çünkü mükemmeliğin Latincedeki karşılığı ‘perfect’ bitmiş tamamlanmış anlamına gelir. Yaşadığımız sürece tamamlanmış olmayacağız.”

Harika olmadığımı bu sözlerle açıklayım istedim. Evet, ben de herkes gibi bir şeyler başarmak İçin yola çıktım. Tamamlanması gereken şeyler olduğunu gördüğümde, öğrenme sürecine geçtim. Halen bir öğrenenim.

Herkes gibi benimde anlatacak hikayelerim var. Bunun İçin yazarlık üzerinde çalışmam gerekti. Kötü bir konuşmacı olduğum İçin değil. Yazarak, farkındalıkla yaratmayı sevdiğim için.

Ben bir yazarım, bu benim mesleğim değil, dünyayı dil olarak görme kararım.

Çalışma hayatında yıllarca konuşan biri olarak, yazarak ifade gücünü geliştirmenin büyük bir gelişim olduğunu belirtmeliyim.

Öğretme gayreti olmayan, tamamen kendini öğrenmeye adamış bir yazan olarak ; Ben deneyimli bir haritacıyım, ama ben de herhangi bir yolcu kadar kaybolabilir ve tökezleyebilirim. Bunun anlamı şudur; Aynı araştırma haritasını paylaştığımız halde sizin yolunuz benimkinden farklı olabilir. Joseph Campbell söyle demiştir; “Yolunuzun adım adım önünüze serili olduğunu görüyorsanız, onun sizin yolunuz olmadığını bilin. Kendi attığınız her adımla inşa ettiğiniz yol sizin yolunuzdur. Tam da bu nedenle o yol sizindir.”

En büyük mücadelem kendimle. Zayıf noktalarımı biliyorum. Bir “Süper Kahraman” değilim. Yaşamdaki herkes gibi “insan olmayı” deneyimliyorum.

Başarmam gereken en önemli şey bu.

Deneyimlerini, eğlenceyle anlatan, kendilerine benzeyen insanları “dinlemekten” keyif alıyorum. Kendi hikayelerini yaratmalarına izin veriyorum. Yargısız, eleştiriden uzak bir sohbet, gerçekleştiğinde, kalbimin özgür olduğunu hissediyorum.

Hikayemizin, hayatımızın senaryosunun ana teması kendimiz hakkındaki algımızdır; yani kim olduğumuz, daha doğrusu kim olduğumuza inandığımızdır.

Kendiniz hakkında neye inanmayı seçtiniz?

Dönüştüğünüz kişi bu inandığınız senaryoyu oldukça etkiler.

Dünyada bulunduğum şu kısa sürede benim hakkımda hiç de gerçekçi olmayan beklentileriniz varsa üzgünüm. Beklemeyin…

Okuyucu, kendimden gerçekçi beklentilerim var.

Hint sözü şöyle der;

“Başkalarından üstün olman önemli değil, sen dünküne göre kendinden üstün müsün önemli olan o…”

Sevgiyle

Yasemin Emre