BÜYÜMEK İÇİN YARARLANDIĞIN KİTAPLAR NELER?

Sevgili Okur,

Yaşam uzun bir yolculuktur ve her birimizin bu yolculuğu yapmak üzere bir tek yaşam süresi bulunmaktadır.

Birçok yol vardır. Sizin için en sevinç verici ve sizin değer ölçülerinizle aynı çizgide olan yolu seçin.

Neye doğru çekiliyorsunuz?

Başkaları size “doğru” yolun o olduğunu söylüyorlar diye, size iyi gelmeyen yoldan gitmek zorunda değilsiniz.

Ruhsal yol uçsuz bucaksız bir oyun ve derin bir içsel sevinç olabilir.

Her birimiz kendine özgü varlıklarız.

Yolunuzu tayin edin. Ve önce kendi yaşamınıza dokunun.

Kitaplarla büyümeyi seçmiş bir yazar olarak , kitapların toprağında büyürken, paylaştığım tüm kitapların yolunuzu aydınlatması dileğimle.

Jung der ki ; “Kişi doğduğu gün evrenden bir enerji alır ve bu enerji o kişinin hayat amacını açıklar.”

Sevgiyle,

Yasemin Emre


“Düşüncelerimizin kalitesi yükseldikçe yaşam kalitemiz de yükselir.”

Oluş durumlarını değiştirmek yoluyla, başına gelmesini beklediğin olayları değiştirebilirsin. İşte insan da kendi üstünde çalışarak, düşünme ve hissetme biçimlerini değiştirerek, varlığının zamana bağlı yatay çizgisinde değişimler yaratabilir. Yeryüzündeki varlığımız bizim yüce Okulumuzdur. İnsanlığın gözünde bir hapishane gibi görünen, bir Yaşam Okulu.

Görüş açımızı altüst etmeyi öğrenmemiz gerekmektedir. İnsanların genellikle zorluk veya felaket olarak gördükleri, beddua ettikleri, her ne pahasına olursa olsun kaçındıkları her şey aslında ölüm psikolojilerini yaşam psikolojisine dönüştürmelerini sağlayacak çok değerli malzemelerdir.

Dünyadaki yaşam bir Tanrılar Okulu‘dur.

Karışıklık, şüphe, kargaşa, kriz, kızgınlık, umutsuzluk ve acı, tümü büyümek için yararlanılması gereken mükemmel fırsatlardır.


ACININ ANLAMI NEDİR?

Çünkü acılarına olan şükranını, kutsal ağrıya olan büyük övgüsünde böyle haykırır acı çeken. Sadece acı bilge yapar. Sadece miras olarak alınan ve asla bozulmayan hayvani sağlık bilinçsizdir, o her şeyden habersiz memnun olmak demektir. O hiç bir şey istemez, hiçbir şey sormaz, bu yüzden sağlıklı kişilerde psikoloji yoktur. Bütün bilgi acıdan doğar, “acı her zaman nedenleri araştırma, haz ise olduğu yerde kalma ve geriye bakmama eğilimindedir”. “Ağrıda giderek ustalaşır” insan.

Acı sürekli eşeleyen, didikleyen acı, ruhun topraklarını altüst eder, yeni zihinsel meyveler için onu gevşeten ve havalandıran şey işte tam da sabanvari, acılı içsel deşmedir. ” Ancak büyük bir acı zihnin nihai kurtarıcısı olabilir, bizi en son derinliğimize inmeye sadece o zorlar.” ve onun tam da öldürücü boyutlara ulaştığı kişi gururla şunu söyleyebilir : “Hayata dair çok şey biliyorum, çünkü sık sık onu kaybetmeye çok yaklaştım.”

Acının Anlamı, Umutsuz bir durumla karşılaştığımız, değiştirilemeyecek bir kaderle yüz yüze geldiğimiz zaman bile, yaşamda bir anlam bulabileceğimizi asla unutmayalım. Çünkü o zaman önemli olan şey, kişisel bir trajediyi bir zafere, kendi zor durumunu bir insan başarısına dönüştürmek ve sadece insana özgü eşsiz insan potansiyeli olabildiğince göğüslemektir. Artık bir durumu değiştiremeyecek bir noktaya geldiğimiz -örneğin tedavisi olanaksız bir kanser gibi iyileşme şansı olmayan bir hastalığı düşünün- zaman kendimizi değiştirme yoluna gireriz.


YAŞAMAK ACI ÇEKMEKTİR

Yaşamı sürdürmek, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktır. Eğer yaşamda bir amaç varsa, acıda ve ölümde de bir amaç olmalıdır. Ama hiç kimse bir başkasına bu amacın ne olduğunu söyleyemez. Herkes bunu kendi başına bulmak ve bulduğu yanıtın öngördüğü sorumluluğu üstlenmek zorundadır. Kişi bunu başarabildiği takdirde, onur kırıcı bütün rezilliklere karşın gelişimini sürdürecektir. Viktor E.Frankl, Nietzsche’nin şu sözünü anmayı çok seviyor : “Yaşamak için bir neden’i olan kişi, hemen her nasıl’a dayanabilir.”

Acıyı anlamak beraberinde şefkati ve iyileştirmeyi getirir. Farkındalığınızın üzerinde durup daha derinlere bakmayı öğrendiğinizde kendi acılarınızı dönüştürebilir, başkalarının da acılarını dönüştürmelerine yardımcı olabilirsiniz.


ARINMANIN ANLAMI NEDİR?

“Tüm varoluşun kaynağı saf bilinçtir. İçsel güç, doğmayı bekleyen sınırsız gücü dünyaya getirmenin yollarını arar. Gerçek benliğimiz saf yaratıcı bir güç olduğunu anladığımızda, evrendeki her şeyi tezahür ettiren güçle birleşiriz.”

İçsel Güç, “gerçek halimizle buradayız” hakikatine dayanır. Saf bilinç doğmayı bekleyen içsel gücümüzdür. Sınırsız olanaklar ve sonsuz yaratıcılıktır. İçsel güç,bizim spiritüel temelimizdir. Sonsuz ve sınırsız olmak, sonsuz coşku duymaktır. Bilincin diğer nitelikleri ise öz bilgi, sonsuz sessizlik, mükemmel denge, yenilmezlik, sadelik ve mutluluktur. Bu gerçek doğamızdır. Gerçek doğamız, içsel gücümüzün bir parçasıdır.


SEVGİNİN ANLAMI NEDİR?

Sevmediği sürece hiç kimse, bir başka insanın özünün tam olarak farkına varamaz. Sevgisi yoluyla insan, sevilen kişideki temel kişilik özelliklerini ve eğilimlerini görebilecek duruma gelir ve dahası, ondaki gerçekleşmemiş olan ancak gerçekleştirilmesi gereken potansiyelleri görür.

Ayrıca sevgisi yoluyla kişi, sevdiği insanın bu potansiyelleri gerçekleştirmesini sağlar. Sevdiği insanın, ne olabileceğinin ve ne olması gerektiğinin farkına varmasını sağlayarak, potansiyellerini gerçekleşmesini sağlar.


SANATIN ANLAMI NEDİR?

“Çağımızda sanatın görevi, insanların esenliğinin onların bir araya gelmelerinde, birleşmelerinde olduğu gerçeğini akıl alanından duygu alanına geçirmektir; sanatın akıl alanından duygu alanına geçireceği bir başka gerçek de varlığını sürdürmekte olan şiddetin egemenliğinin yerini ilahî egemenliğin, başka bir deyişle hayatımızın en yüce amacı olarak bizlere sunulmuş olan sevginin egemenliğinin alması gerektiğidir.”


SANATLA FARKINDALIĞA VARMAK

Tam farkındalıkla yaşamak, şimdiki zamana düzenli olarak sakin bir dikkat atfetmektir. Bu yaklaşım bizim dünyayla olan ilişkimizi kökünden değiştirip acılarımızı dindirebilir, sevinçlerimizi yüceltebilir. Tam farkındalık aynı zamanda (yaşamlarımızda önem taşıyan her şey gibi) çıraklığı kolay ve hızlı olduğu halde ustalaşması yıllar gerektiren bir meditasyon biçimininde adıdır.

Tam farkındalığa yaklaşabilmek için ilk önce onun neden oluştuğunu ve nasıl uygulandığını anlamak gerekir.

Anlamak ve hissetmek. Tekrar tekrar uygulama yapmak. Tam farkındalıkla yaşayabilmenin bundan başka bir sırrı yoktur.


“Çeşitli türdeki bilgiyi özümseme gücü açısından insanlar arasındaki sıra dışı farklılıklar söz konusu olduğunda da aynı sonuca ulaşıyoruz. Entelektüel bir gücü olan iki kişiyi düşünün, bu kişiler aptal değiller, zekiler. İkisine de aynı felsefi sistemi anlatın. Biri onun ana prensiplerini hızlıca kavrarken diğeri onun karşısında pasif ve inert kalır. Aynı kişilere başka bir sistem anlatın; göreceli konumları terse dönecektir. Birinin bir düşünce formuna ‘eğilimi vardır’ diğerinin ise başka bir düşünce formuna. İki öğrenci Teozofi’ye ilgi duyar ve onu çalışmaya başlar. Bir yılın sonunda biri temel düşüncelere aşinayken ve onları uygulayabiliyorken diğeri bir labirentin içinde mücadele vermektedir. Birine sunulduğu anda prensipler tanıdık gelir, diğeri için ise bunlar yeni, anlaşılmaz ve gariptir. Reenkarnasyon’a inanan kişi, biri için öğretinin eski, diğeri için ise yeni olduğunu anlar. Biri çabuk öğrenir çünkü hatırlar, o sadece geçmiş bilginin üstünden geçiyordur; diğeri yavaş öğrenir çünkü sahip olduğu tecrübe doğanın bu gerçeklerini içermez, onları ilk kez büyük çaba harcayarak elde ediyordur.”

” Geçmiş bilginin böyle hızlı hatırlanması, sunulduğu anda bir gerçeğin gerçek olduğunu kavrayan sezgi ile yakından ilişkilidir. İkna olmak için yavaş bir tartışma sürecine ihtiyaç duymaz. İç inancı güçlendirmek için herhangi bir argümana ihtiyacı olmaması, onun belirgin özelliğidir. Bu inanç, gerçeği sadece algılamakla birlikte gelir. Onun gerçekliğini gösteren argümanlar diğerlerinin iyiliği için aranır ve toplanır fakat inanan kişinin kendisini tatmin etmesi için bunlara ihtiyacı yoktur. Kendisi söz konusu olduğunda bu iş daha önceden yapılmıştır, kendi geçmiş tecrübesini yapmıştır ve aynı yoldan tekrar geçmesine gerek yoktur.”