Asıl Marifet Bulut’TA!

Asıl Marifet Bulut’TA!

Yaşadığımız her saniye bize bahsedilmiş birer ”MUCİZE” olsa gerek.”

William Shakespeare

Merhaba,

Sizce, Shakeaspear‘in cümlesinde kaç ifade vardır?

Anlayabilmek için konuşma tekniğini bilmek gerekiyor. Okuyacağınız hikaye, konuşma tekniğini çok iyi bilen duayenle karşı karşıya getiriyor.

Cümleleri kurarken önemli olanları vurguladım. Önemsiz, vurgusuz, tali kelimelere gelince onları fona iterek mümkün olduğunca düşük tonda söyledim.

Haklısınız, karmaşık bir vurgulama örneği çıkıyor: ağır, orta, hafif. Işık ve gölge sanatının uygulandığı resim sanatında olduğu gibi gücün vurgulamanın değişken değerleri. Anahtar kelimeyi belirgin kılmak İçin hepsi.

Yıl 2015 Koçluk Eğitimi alıyorum. Yaratıcı Yazarlık Atölye çalışmasına ramak kalmış. Kalemin büyüsü beni sarmış.

Sanıyorum ki, kalem elde olunca, akla gelen her şey can bulur satırlarda. Pek de öyle değilmiş. Kuralları ve yöntemi varmış.

Çok bilen edayla her sabah yola çıkmıştık. Sözüm ona yürüyüş yapacağım. Sanmayın, yürüdüğünüzde adı yürüyüş oluyor. Bunun omurgası var. Ayak hareketleri var. Kasların da sağlam olması lazım.

Hayat sahnesinde yürürken, dans edebilmek gerekiyormuş. Yürüyüş sanatını kavrayabilmek çok çok zormuş, usta.

Bir de kalpten bedene yayılan enerjiyi ortaya çıkarabilmek için “sanatı” kavrayabilmek lazımmış.

Günlerden o gün. Düşmüşüm özgürlük parkının yoluna. Heybetli kapısına geldiğimde, selamlıyorum, heykeli. Eşikte bekçi “Girmek ister misin, yeni kapıdan?”

Yeni yaşamı kucaklamak İçin eskiyle vedalaşılmalı. Kapıdan içeri girdiğimde, hayatımın yönü değişiyor.

Mesele o ilk adımı atabilmekte!

Geçmişten güne getiriyorum, besleyen güzellikleri, ileriye taşıyorum. Beni ben yapan her detayı, bugün gibi hatırlıyorum.

Cebimden ani bir hareketle telefonu çıkarıyorum. Yürüyüşe ayırdığım sürenin sonuna gelmeden, egzersizleri yapmış olmalıydım. Saat On’a yedi vardı.

Düşüncelerden sıyrılıp, gökyüzüne teslim oluyorum. Yağmur yağdı yağacak. Az ilerde “Bulut” görünüyor. Egzersiz kıyafetlerimle ben bodoslama yürüyorum. Belki biraz çevreme baksam, görmem gereken şeyi göreceğimde, öğrendiklerim beynimi tırmalarken, o an etrafla uyumu yakalayamıyorum.

İç gözümün retinasından neler görmem gerektiğini kaçırıyorum.

“Doğa en büyük sanatçıdır.”

Unut! Aklında ne varsa. Bir ol. Kucaklasın seni doğa ve öğretsin, ilham versin, fısıldasın can damarına.

Kapişonu çektim, sarı afilli saçlarıma. Seyre daldım, doğanın bin bir hücresini. Nefes alıp verdim, her anda. Yaşamı dinledim doyasıya. Ağaçlara, ağacıma selam verdim. Kök saldım toprağa.

İşte, tam da sol yanımda, siyahlar içinde ters koşuyor, beyaz saçlarıyla. Tanıdım tanıyacağım bir yerden, gözüm devamlı ısırıyor. Gözümü kontrol ederken, el sallıyor…

“Merhaba, nasılsınız?” deyişi kulaklarımda yankılanırken, gerçek bir kelime hissine sahip, ana dillerini çok iyi konuşan oyuncular, sahnedeki konuşmalarında kelimelerin koordine etme, düzlemler ve perspektifler yaratma yöntemlerini bir virtüözite katına çıkaracaklardır.

Bir rolde ya da bir oyunda bir insan ruhunu canlandırmayı başarmak.

O an kavrıyorum. Karşımda duranın ve zamanla içimde oluşacak olanın “haberci“si.

Gülümsüyorum. Selam verip kendi yönümde devam ediyorum. Bu ilk görüşüm olmayacak, seziyorum.

Zihnimin ucunda “bir karekter yaratmak” İçin mekanı dört dönüyorum. Kelimelere doğanın ona bahşettiği anlamı ( düşünceyi, hissi, fikri, imgeyi) katarak onu kulak zarına çarpan basit bir ses dizesine indirgemeden, çizdiğim, zihin gözüyle gördüğüm, kelimelerle tabloya dönüştürüyorum.

Ailemde, ünlü insanlar var. Mesleklerine 40 yıldan fazla emek vermiş. Vefat ettiğinde derin yaralandığım, eniştem. Hastalığı nedeniyle, yaşamını değiştiren, farklı bir ülkede, şifa bulan teyzem.

Anlayacağınız, ünlü insanlara elimi dokunsam ulaşacağım. Fakat öğrendiğim çok şey var yaşamlardan.

Ün bir kıyafet. Bütün çıplaklığıyla kişiyi görebilmek, içinde rollerinden arınmış, maskesiz kimliğiyle sohbet edebilmek gerek.

İnsanı makyajdan, pahalı kıyafetlerden daha çok güzelleştiren bir şey söyleyeceğim, nezâket. ”

Audrey Hepburn

Yağmura çok mektup attım. Şimdi sıra Bulut’TA

Babamın adı olması da içime içime işliyor. Hürmet, saygı büyüyor. Yıllar önce, rüyada “Talat” isminin yazılması yaşamımda anlam kazanıyor. “Talat” kelimesinin anlamı derin “Güzellik”demek.

Sevgili Talat Bulut, geçmiş olsun usta.

Kalpten, kalbe eş zamanlı, iletilmek üzere; Özgürlük yolundan, güvercinle gönderiyorum, mektubunuzu.

Ailenizle, sağlıklı bir ömür sizinle olsun.

Güzel insan, acil şifalar, dualarımız sizinle…

Sevgiyle,

Yasemin Emre


Karekter çizme ; Kişilerin karekteri olaylar karşısında gösterdikleri tepkiyle belirlenir. Kişileri tanıma ve tanıtmada en önemli etken, onların davranışları ve eylemlerdir. Karekter çizmeyi kişileri tanıtma diye de tanımlayabiliriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s