An, Anla’mak !

Merhaba,

Anlamak, derin kelime. Kelime köküne baktığınızda, Anla

Sözlük anlamı ise, “Bir sözün, sözcüğün, bir simgenin, bir olay, olgu ya da davranışın ne demek olduğunu, neyi gösterdiğini kavramak.”

Anlamak için, iki kulak değil, kalbin tam yanında farkına varılması gereken bir bölüm var.Tüm duyularda onun emrinde çalışıyor.

Derine inersek An kelimesine ulaşıyoruz.

Çoğunlukla, konuşarak iletişim kurmaya çalışan varlıklarız. Anlatılan her hangi bir konu hakkında, geride yaşadıklarınızı canlandırıp, ızdırap mı çekiyorsunuz?

En çok kendinizi ne anlatırken, kimi anlatırken buluyorsunuz?

Suçladığınız birileri var mı?

Ya da yaşadıklarınız sizi kurban rolüne mi, itti?

Kurban rolündeyseniz, şimdiyi yaşama ihtimaliniz oldukça zayıf. Karşınızdaki insanı anlamanızda. Geçmişten besleniyorsanız, her bir olay bilinçaltınızdan olaylar dizisi mi çıkarıyor?

Tek sürüşü olan yaşamlarımızda, herkese ve her şeye yüklenen anlamlar bizlerin psikolojisini anlatıyor. Bilinçaltı eylemler ise aslında kim olduğumuzu.

Schopenhauer, “Biz ölümlüyüzdür ve günlerimiz sayılıdır; neden bu günleri israf edelim ki?”

Bazı kitaplar bir okumayı değil, beş okumayı ve fazlasını hak eder. Hak eden kitaplara, davetleri için teşekkür ederim. Ulaşması gereken semboller içinde.

Doğrudan biriyle meşgul olunca, çoğunlukla kitaplar olunca, yarım saatliğine bile olsa, insan çabucak tazelenmiş olur; saflaşır, rahatlar, yücelir ve güçlenir. Kaynağa ulaşıp su içer gibi olur.

Yazarların dünyasında, yetişen olarak, tam da yazdığım gibi hissettiren insanlar tanıdım. Fırsatları az olup, kendilerini ileri taşıyan ustalar olduğunu gördüm. Geçmişte yaşadıkları her şey gelişimin bir parçası. Olanı olduğu gibi kabul ederek, aşkınlık seviyesine ulaşarak, yaratım sürecine geçmişler.

Konuyla ilgili, odamdaki kütüphaneden birçok yazar sayabilirim, fakat içlerinden kelimelerin evrildiği, yerde büyülenme noktasına geldiğim, böcek olduğumu hatırlatan, taşlaştıran, içime çekilmeme ve her şeyden uzaklaşarak, algı boyutunu anlamama vesile olan yazarımı seçtim.

Zerre kadar anlamadıkları şeyler hakkında konuşuyorlar. Sırf aptallıkları sayesinde kendilerinden bu kadar emin olabiliyorlar.”

Franz Kafka

Perde, aralandığında ortaya çıkan manzara Franz Kafka’nın söylediği gibi. Toplumun anlayabileceğini düşünmüş olsaydı, genç yaşında ölüm döşeğinde, arkadaşına “yazdığım her şeyi yok et” demezdi.

Sanat ve fakirlik arasındaki çağrışım yüzyıllar boyunca bir kanı olmasına rağmen, bununla birlikte günümüzde sanatçının diğer miti, Yıldız Sanatçı ortaya çıkmıştır.

İyi ki, arkadaşı yazarımızı dinlemeyip, yayınlatmış. Tüm acısına rağmen, acılarıyla güçlenip bizlere ulaşan tüm eserler bir şeyler anlatıyor. Dönüşüm’ü…

Açken okumak, “yemek kitabı okumak gibidir” der, Schopenhauer.

En güzel iletişim dili olan yazmak, anlamanın özü. Yazınsal iletişim, olan edebiyatla, yazarlar tüm eserlerinde işte bunları anlatıyor.

Anlıyor musunuz?

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s