Mektup, Simon Garfield

Merhaba,

Her zaman yazdığım gibi, mesajlarınızın kaçı anlamlı?

En son aldığım uzunca yazılmış bir e-posta (mektup yerine), gerçekten iletişime geçebilmek adına, içimde kıpırdanan o güzel duygu. Sonrasında gelen, anlamsızlık ve uzaklaşma isteği.

Dalga geçmek bazı insanları mutlu ediyor. Eğlence anlayışımız farklı olmalı. Benden beklentiniz varsa, ne olduğumu ya da olmadığımı defalarca yazdım. Beklemeyin…

Geçirdiğim zorlu süreç beni farklı bir noktaya getirmiş. Bunu anladım. Olsun, herkesin uyum sağlayacağı etkin iletişim kuracağı birileri vardır.

Ayrıca dünyanın içinde bulunduğu korona virüs mücadelesinde, ölenlere rahmet, hastanede olanlara şifa diliyorum. Gecenin anlamlı mesajını evrene gönderiyorum. Bütün hayrına olması dileğiyle.

Görseldeki kitaptan aktarılması gerekenleri birkaç bölümde burada bulacaksınız. Konumuz iletişim, konumuz duygular ve onların aktarımı.

“Mektuplar bizlere çok daha geniş bir hayat bahşetme gücüne sahip. Daha fazlasına teşvik eder, anlamı derinleştirirler. Hayatları değiştirirler. Dünya bir zamanlar mektup iletişimiyle dönüyordu. Mektup dediğiniz şey beşeri etkileşimde bir kaygınlaştırıcı, fikirlerin özgürce çarpıştığı, önemli önemsiz her ayrıntının aktarıldığı mecraydı.”

“Bu kitap, mektubun yerine e-postayı koyarken kaybettiklerimizle ilgili: Postane, zarf, kalem, daha yavaş ve temkinli bir beyinsel faaliyet, yalnızca parmak uçlarımızı değil, ellerimizin tamamını kullanmak. Bu kitapla bizden önce gelip gidenleri ve okur-yazarlığa olumlu düşünceye ve ileriyi düşünmeye verdiğimiz değeri anıyoruz.”

“Bu kitaba can veren çok basit bir şey var: Ses. Hala da o sesi tarif etmekte zorlanıyorum; o incecik, kenarları mavi “uçak postası” zarfının hışırtısını, içinde cevap kartı bulunan bir davetiye zarfının o cafcaflı ağırlığını, bir teşekkür notunun sebep olduğu o mutlu hıçkırığı tarif etmek için uygun kelime bulamıyorum. Ama dediğim gibi bu kitaba can veren bir ses; bir mektup zarfının paspasınıza düştüğü anda çıkardığı o ses.”

“Mektubun romantizmi, verdiği havadisler, postanın beraberinde getirdiği hayat değiştiren olasılıklar, ihtimaller…

Bence, gönderilmemiş mektuplara sahip olmak gibisi yok. Önemli olan muhattabını bulması, değil. Özenle yazılmış olması. Nasıl olsa günün birinde okurunu bulur.

Ve her şeyden önemlisi tüm yazma kabiliyeti olanların, kullandıkları kelimelerin naif olması. Onları okurken, dönüştüğümü hissediyorum. Kaç yazar, kaç mektup, kaç hikaye yapabilir ki, bunu…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: