Bir şey eklemeden ya da çıkarmadan anlatabilmek! Akira Kurosawa

Bir şey eklemeden ya da çıkarmadan anlatabilmek! Akira Kurosawa

Merhaba,

Akira Kurosawa kimdir, Yönetmen, yapımcı, senarist. İmparator lakaplı Kurosawa, sinema dünyasında bir çok tekniği ilk kez kullanarak öncü olmuş, filmlerinde birden fazla kamera kullanmış, Batı dünyasını kıskandıran başyapıtlara imza atmış ve düşük bütçeli filmlerde bile dehasını ortaya koymuştur. 
Amerikan film endüstrisince senaryoları ve filmleri en çok taklit eden yönetmen olan Kurosawa, iki büyük dünya savaşını görmüş ve atom bombası felaketini yaşamış, gittikçe kararan bir dünyada, kendine bile yabancılaşan insan için duyarlılıkların ölmeyeceğine inanmış ve filmlerinde bu umudun ışığını yükseltmiştir.

Kurosawa Dostoyevsky‘nin Budala adlı romanını beyaz perdeye uyarladığı Hakuchi‘den sonra İkiru(1952) ve 1954‘te ona yeniden oskar adaylığı getiren filmi Shichinin no samurai‘i (Seven Samurai) çekti. 

Akira Kurosawa’nın filmi İkiru, yaşlı bir adam olan Kanji Watanabe’nin öyküsünü anlatıyor. Watanabe, otuz yıl boyunca bürokrat olarak çalışan bir devlet memuru. Kendi değerini başkalarının kendisini görme biçimine göre belirliyor. Kendisini bir obje olarak görüyor ve hayatını bir şeylerin olmasını engelleyerek geçiriyor. Akrabaları kendisine yeniden evlenmek için fazla yaşlı olduğunu ve hiçbir cazibesi olmadığını söylediği yeniden evlenmemiş bir dul. Zengin olmadığı İçin kendisini küçümseyen hayırsız bir oğlun babası. Kariyerini geliştirmek için çabalıyor çünkü danışmanı kendisine bir tezgahtardan öte bir şey olmak İçin yeterli eğitim ve zekaya sahip olmadığını söylemiş. Ayaklarını sürüyerek ve yorgun gözlerle yürüyor. 
Kendisine ileri evrede kanser olduğu söylendiğinde, Kanji Watanabe geriye dönüp harcadığı hayatına bakıyor ve kayda değere bir şey yapmaya karar veriyor. Hayatında ilk defa, kendi hayatının öznesi oluyor. Tüm engellere karşın , Tokyo’da pis bir gecekondu mahallesinde bir park inşa etmeye karar veriyor. Şimdi hiçbir korku duymuyor ve kendisini engelleyen hiçbir sınırlama hissetmiyor. Kanji Watanabe’nin muhitin alay konusu olduğunu söylediğinde oğlunu ve kendisine aptalca davranmayı bırakması İçin yalvaran akraba ve komşularını görmezden geliyor. Yaşlı adamdan utanan ve onu tanımıyormuş gibi yapan danışmanını görmezden geliyor. 

Yaşlı adam yakında öleceğini bildiğinden, artık başkalarının ne düşündüğünü umursamıyor. Hayatında ilk defa özgürdü ve yaşıyordu. Sürekli çalıştı, sakin hiç durmuyordu. Hiç kimseden ya da hiçbir şeyden korkmadığından ve artık kaybedeceği herhangi bir şey varmış gibi hissetmediğinden, kısa bir süre içinde her şeyi elde etti. Sonunda karların içinde, kendi yaptığı bir çocuk salıncağında sallanarak öldüğünde şarkı söylüyordu. 

Kanji Watanabe yaşamının öznesi oldu. Neşeli oldu, kayıtsız hissetmek yerine ilham aldı ve kendisine ve dünyaya güldü. Günü yakaladı. 

Sevgiyle

Yasemin Emre

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s